2021 OSCAR YARIŞI #2 : MA RAİNEY: BLUES’UN ANNESİ

Ma Rainey’s Black Bottom (Ma Rainey: Blues’un Annesi) Oscar’da en iyi erkek oyuncu (Chadwick Boseman), en iyi kadın oyuncu (Viola Davis ), en iyi kostüm tasarımı, en iyi saç makyaj tasarımı, en iyi yapım tasarımı dallarında adaylığı olan Netflix orijinal filmidir. Toplam 1 saat 34 dakikadan oluşan filmin yönetmenliğini George C. Wolfe üstlenirken senaryosunu Ruben Santiago-Hudson kaleme aldı. Filmin oyuncu kadrosunda Viola Davis, Chadwick Boseman, Glynn Turman, Colman Domingo, Michael Potts, Taylour Paige ve Dusan Brown gibi usta isimler yer alıyor.

Blues’un annesi olarak büyük şöhret kazanmış Ma Rainey, yeni bir albüm hazırlığındadır. Rainey, albüm hazırlığı için Chicago’daki bir kayıt stüdyosunda grubuyla bir araya gelir. Rainey, bu sırada menajeri ve yapımcısıyla müziğinin kontrolü konusunda bir irade savaşına girer. Buluşma süresince Ma Rainey ve grup arasında konuşulanlar, gerilimin gittikçe yükselmesine neden olur.

Film, August Wilson’ın 1982’de yazdığı, ilk kez 1984’te sahneye konan oyunun uyarlamasıdır. Bu oyun, Wilson’ın Pittsburgh Cycle adıyla bilinen ve 20. yüzyılda Afro-Amerikan olmanın nasıl bir şey olduğunun kaydını tutan on bölümlük serisinin bir parçası. Tiyatro oyunundan uyarlanması sebebiyle daha çok diyalog ağırlıklı neredeyse tek mekanda geçen bir film.

Yükseliş

Ma Rainey’s Black Bottom; sanatçının, onu dinlemeye gelen siyahi seyircilerin ormanlık alanda uzun bir kuyruk oluşturduğu çadırdaki performansıyla açılıyor. Tam bu performans sırasında sahne Chicago’daki, daha lüks bir konser salonundaki başka bir performansa bağlanıyor.  Ma Rainey’nin kariyerindeki yükselişi gösteren geçişe paralel olarak, iki performansın arasına, siyahileri kuzeyde, geniş iş imkânları ve daha iyi bir hayatın  bulunduğu vaadiyle vadedilen topraklara davet eden metinler ve siyah-beyaz görüntüler giriyor. Bu görüntüler de filmde sadece müzisyenin hayatına ait olaylar değil, Afro-Amerikan insanların yaşadıklarının, maruz kaldıklarının da hikâyede önemli bir yer tutacağını gösteriyor. Görüntüler üzerinden değil daha çok diyaloglar üzerinde anlatılan bu durum için kullanılan kelimeler çoğu görüntüden daha etkileyici.

Filmde iki karakter öne çıkıyor. Birisi Ma Rainey (Viola Davis), diğeri ise asi trompetçimiz Levee (Chadwick Boseman). İkisi de mevcut dönem ve düzen içerisinde farklı, kendi dediklerini ve isteklerini kabul ettirmek isteyen kişiler. Pek anlaşamayan bu ikili arasındaki çatışma sahnede bile belli oluyor. Ma Rainey tüm sesi ve performansı ile sahneyi doldurmuşken; Levee trompetiyle öne fırlıyor dikkatleri üzerine çekmek istiyor. Kısa süreli bu arzusunda başarılı olan Levee, elbette Ma Rainey’in dikkatini de çekiyor. Geleneklerine bağlı olan Ma Rainey ve sürekli yenilik peşinde olan Levee arasındaki gerilim film boyunca sıcaklığını koruyor. İkili arasındaki adeta bir otorite savaşı havasında olan bu gerilim, sürekli birbirleri ile ters düşmelerine neden oluyor.

Zaten Levee filmin tüm sahnelerinde kaderine razı bir siyahi olmayacağının ve büyük hayallerinin olduğunun altını sözleriyle çiziyor, orkestra arkadaşlarıyla sürekli çatışıyor ve onları yargılıyor. Yeni ayakkabıları, besteleri, var olan şarkılara kazandırdığı yeni versiyonlar, flörtöz tavırları, çocukluk travması sebebiyle inançsızlığı ve empoze etmeye çalıştığı fikirleriyle siyahilerin kaderine isyan eder gibi duruyor. Aslında tek düşündüğü kendi hayatı ve kariyeri, diğer siyahiler pek de onu ilgilendirmiyor gibi. Film boyunca arkadaşlarına sürekli vaaz verircesine ne kadar haksız ve küçük düşünen kişiler olduğunu anlatmaya çalışıyor.

Ma Rainey ise kariyerindeki yükselişin farkında, beyazların plak şirketinde söz sahibi olabilmesini ufak tefek durumlarla kendince maruz kaldığı duruma bir başkaldırı sergiliyor. Vazgeçilmez oluşunun gücüyle kekeme yeğenine şarkıların anonsunu yaptırırken, kola gelene kadar kayda başlamıyor. Filmin neredeyse tamamı beyazlarla siyahlar arasında yaşanan gerilime, ırkçılığa, ayrıma odaklı. Bu ayrımı karakterlerin beyazlarla olan ilişkilerinden daha iyi anlıyoruz.

Ben tiyatral filmlerden pek hoşlanmam açıkçası, bana göre seyir zevkleri biraz düşük oluyor. 🙂 Lakin seyir zevkleri düşük olsa bile anlatmak istediği derin duyguları ve olguları felsefik, psikolojik ve sosyolojik açıdan aktaran güçlü dilleri olduğu gerçeğini de atlamamak gerek. Bu film, genellikle tek mekanda bol diyalog ile çekilmiş. Bazı hareketler aşırı abartı gelebilir. Bu düzen sizi etkilemiyor ya da çok sıkıyorsa filmden uzak durabilirsiniz. Açıkçası ben Viola ve Chadwick için izledim. İzlediğime pişman değilim. 🙂

***Çok Önemli Not!*** Kitlesel tepkiler, eleştiriler, övgü ya da sövgüler her zaman doğruyu yansıtmaz. Birçok insan hep bir ağızdan bir dizi, film ya da kitabı övdü ya da gömdü diye o işin gerçek karşılığının bu olduğu anlamına gelmez. İzlediğinizde ya da okuduğunuzda sizin de böyle hissedeceğiniz anlamına da gelmiyor. Kendi perspektifinize güvenin, bazen pek çok insanın alamadığı tadı, göremediği inceliği çok eleştirilen bir işten alabileceğimiz ihtimalini her zaman göz önünde tutmak gerekir. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.