Oku-Yorum / Sevdalinka


Bugün kitaplıktan seçtiğim kitap, Ayşe Kulin’in “Sevdalinka” adlı eseri. “Sevdalinka” kelimesi Boşnakça’da sevda şarkılarına verilen isim. Adından da anlaşılacağı üzere konusu yakın tarihin utanç verici olaylarından olan Boşnak Soykırımındaki bir sevda öyküsü. Tarihsel olaylar tamamen gerçek fakat karakterler  kurgu.

Sevdalinka – Yorumu yapılan sayfa

Nimeta diz boyu cam kırığının içinde, dimdik durmuş, kımıldamadan, hiçbir şey duyumsamadan ve düşünemeden, bir ahir zaman Neron’u gibi az ilerdeki ateş dansını seyrediyordu. Postane binasının yanı sıra, Milli Tiyatro, Hukuk Fakültesi ve civardaki binalar da yanıyor, yeni patlamalarla bu ateş dansına eşlik ediyorlardı. Rüzgarda uçuşan kızıl saçlar gibi savrulan alevleriyle har har yanıyorlardı. Yandıkça, kırmızı bir fona çizilmiş, simsiyah iskeletlere dönüşüyorlardı.
“İşte bu, cehennem!” diyordu Nimeta içinden. “Sonunda cehennemi gördük. Tanrı günahlarımızı bu dünyada ödememize karar vermiş olmalı.”

Payıma düşen sayfada dikkatimi çeken paragraf başkarakterimiz Nimeta’nın şahit olduğu manzarayı cehenneme benzetmesi oldu. Tarih boyunca çeşitli insan toplulukları bu dünyada yaşadı ve bir şekilde yok olup yerlerini yeni toplumlara bıraktılar. Her biri yaşadıkları farklı korkunç olayları cehenneme benzeterek yok olacaklarını düşündüler. Kimileri de yok oldu zaten.
Demem o ki, şimdi de yaşadıklarımızı cehenneme benzetmiyor muyuz? Dünyayı saran bir virüsle mücadelemiz her geçen gün başarısızlıklarla sonuçlanıyor ve bununla beraber farklı doğal afetler, savaşlar, krizler de üst üste geliyor.
Acaba Nimeta 2020’deki bir karakter olaysaydı bugünleri mi yoksa dünü mü cehenneme benzetirdi. Belki de dünü cehenneme çevirenlerin cezasını, bugün çaresizlikle çekiyoruz.
Koskoca dünyaya sığamadık da şimdi evlerimize büsbütün hayatı sığdırıyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.