Rectum’a varış ya da başlayış: Gelecek her şeyiyle kesin olarak belirlenmiştir

“Zaman her şeyi siler.” Pornografi şölenine böyle başlıyor Gaspar Noe. Özet falan yok bu yazıda, merak ediyorsanız sizi başka odaya alalım. Taraflı, esrik, kafama göre dan dun yorum yapacağım. Filmi izlemek seyirci açısından oldukça zor. Kendini izlettirmeye çalışmaktansa bunu seyircinin tasarrufuna bırakıyor. Birçok kişinin salonda izlerken salonu terk etmesi haberlerini duymuşsunuzdur. Bu, herkesin gerçekliği kaldıramayacağını gösteren bir durum. Tartışmaya, yorumlara, analizlere açık bir film. Ama başarısı tartışılmaz bir şey var bu filmde: inandırıcılık. Salona giderken bir kurmacayı izleyeceğinin bilincinde olan seyirci filmi izlerken algılayışını yönetemiyor. Gaspar noe, seyirciyi sahte bir gerçeklikle esir alıyor. Irreversible, sahteliğin en gerçek hali.

Ters bir kronolojiyle başlayan filmde, zaman akarken aynı zamanda silinişine şahit oluyoruz. Her kısımda yaşanılan bir şey daha siliniyor. Marcus’un arkasından onun bu delice, anksiyete dolu yolculuğunda ona katılıyoruz. Sonun başlangıcı Rectum adlı gay barda başlıyor. Sona yaraşır biçimde elbette. Rektumdan bütün bu bokun atılması ve unutulması için sindirim sisteminde yolculuğumuz başlıyor. Gaspar Noe filmlerinde seyircinin bir katarsis yaşadığını ve rahatladığını düşündüğünü söylüyor röportajlarında. İd’imizdeki bütün o ilkel, işlenmemiş, hayvani şiddet güdüsünün mastürbasyonunu yapmamızı ve üstelik bunu bir sanat eseriyle yapmamıza imkan veriyor. Dikkatinizi çekerim gönül dostları, yapıyor demedim imkan sağlıyor dedim. Marcus’un bütün o intikam çabasının işe yaramadığını görmek umutsuzluğumu daha filmin başlarında pekiştiriyor. Onu bu intikam yoluna çıkaran ise Alex’in tecavüze uğrayıp öldürdüğü mahalledeki 2 serserinin ona para karşılığı intikam seçeneği sunması. “O adam çok kan dökmüş. Ve kan intikam ister. İntikam insanın hakkıdır.” İntikam isteyen Marcus değil. İntikam isteyen mahalledeki iki serseri orada. İstedikleri şeyse intikam değil para. İntikamı sadece bir araç olarak, Marcus’un id’ini dürterek sağlıyorlar. Bu aslında kişilerin gömdüklerini ya da kontrol edebildiklerini zannettikleri ilkelliklerinin çok kolay açığa çıkabileceğinin kanıtı. Filmde bu bağlamda karakter gelişimi de görmüyoruz. Sadece bir hikaye akıyor. Ve karakterler sadece onu yaşıyor. Değişmeden ve dönüşmeden. Hayatın sadece tamamlanmış bir senaryodan ibaret olduğunu ve artık tek hükmedenin zaman olduğunu bize anlatıyor. Alex’in bir asansörde rüyalar ve gelecekle ilgili konuştuğu sahne filmin çekirdeğini, çıkış noktasını bize açıklıyor. “Gelecek her şeyiyle kesin olarak belirlenmiş. Ve bunun kanıtı da rüyalarımız.” Pierre’nin “Rüyalarımızda nereye gideceğimizi kim bilir?” sorusunu ise “Yazmalısın” diyerek yanıtlıyor. O senaryoda insanın iradesinin olmadığını ve sadece önceden belirlenen şeyleri yaşadığını düşündürten bir diyalog bu. Ardından Pierre bazen bir düşte olduğunu hayal ettiğini söylüyor. Filmin sonunda zamanın sildiği her şey, uyanılan bir rüyadan ibaret oluyor. Unutulan bir rüya. Alex’in dediği gibi “Yazmalısın.” İşte Gaspar Noe bu rüyanın yazıcısı. Filmin sonuna ,aslında başına, gittiğimizde Alex uyandığında Marcus’a bir rüya gördüğünden ve kendisini uzun kırmızı bir koridorda gördüğünden bahsediyor. Olaylar film ilerledikçe çözülmekten ziyade sadece seyircinin her şeyi anlamlandırmasını sağlıyor. Sonu başta vermek tam olarak filmin ismi gibi “dönüş yok” diyor insana. Dönüş yok.

Tünel sahnesi ise gerçekten izlemesi oldukça zor. Dakikalarca Alex’in tecavüze uğrayışını ve dövülüşünü izliyoruz. Kamera burada sabit. Alex izleyiciye elini uzatarak çığlık atarken seyirci de karakter gibi edilgen. Kimse Alex’i kurtaramaz çünkü gelecek kesin olarak belirlidir ve değiştirilemez. Oscar Wilde’ın sanat hakkında söylediği şu çarpıcı sözleri yazmak istiyorum: “sanat her şeyden önce yüzey ve semboldür. Yüzeyin altına gidenler tehlikeyi göze alarak öyle yapmaktadırlar. Sembolü okuyanlar da tehlikeyi göz alarak öyle yapmaktadırlar. Sanatın gerçekten yansıttığı, hayat değil bu seyircidir.” Hoşça kalın ya da kalmayın ama her halükarda rüyalarda buluşalım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir