TELEVİZYON MU? DİJİTAL PLATFORMLAR MI?

Gelişen ve değişen toplum yapısında kitle iletişim araçlarının yeri büyük. Artık yeri doldurulamaz bir boşluk olduğu düşüncesi hâkim. Şüphesiz ki iletişim araçları artık toplumun önemli bir parçası. 1835’de Samuel Morse’un ilk elektromıknatıslı telgrafı yapması ile insanlık duman, posta güvercini, mektup gibi iletişim tarzlarından daha farklı bir teknoloji ile tanıştı. Teknolojinin durdurulamaz ilerleyişi kitle iletişim araçları açısından da devam etti. Radyo ve televizyon sırasıyla bunu izledi. Televizyon 1923 yılında, John Logie Baird tarafından İngiltere’nin Hastings kasabasında icat edilmiştir. İlk televizyon görüntüsü ise yine Baird tarafından 1926 yılında yayınlanmıştır. Başlangıçta noktalar halinde ve titrek olan görüntülerin kalitesi Baird tarafından geliştirilmiştir. Hız kesmeden devam eden bu ilerleyiş ile hala televizyonun bizim için büyük bir buluş olduğu sıralarda ardı arkasına daha büyük buluşlar ile tanıştık. Hayatımıza; bilgisayar, internet, arama motorları, sosyal paylaşım siteleri gibi kısa sürede hayatımızın içine giren uygulamalar geldi.

TELEVİZYONUN RAKİBİ YOUTUBE Mİ, NETFLİX Mİ?

 Kaliteli ve eğlenceli yapımlara alışık olan Türk halkı, artık televizyon dışında internette bu konuda birçok alternatife sahip olduğu için ilgisini internete doğru kaydırdı. Türkiye’de insanlar en çok Youtube ve Netflix kullanıyor, Blu TV, Puhu TV gibi yayın sağlayıcılar Youtube ve Netflix’in gerisinde kalıyor. Bu da akıllara televizyonun rakiplerinin Youtube ve Netflix olduğu düşüncesini getiriyor.

 İçeriği kullanıcıdan doğrudan alması sebebiyle her ne kadar kamuoyunda YouTube – TV kıyaslamaları yapılsa da hem içerik hem de izleyici kitlesi bakımından çok farklı olan bu iki platformu televizyonun alternatifi olarak konumlandırmak için doğru analiz etmek gerekiyor. Bugün YouTube mobil + bilgisayar + uygulama toplam erişim düşünüldüğünde televizyon ile yarışacak bir büyüklüğe ulaşmış durumda. Şunu kabul etmek gerekiyor ki, içeriği kullanıcıdan doğrudan alması sebebiyle YouTube çok büyük bir potansiyele sahip ve şu anda bunu gerçekleştirme yolunda fakat YouTube’da tüketilen içerik ile TV’de tüketilen içerik ciddi bir farklılık gösteriyor. YouTube her şeyden önce bir içerik üreticisi değil. Bununla birlikte içerik yönüyle ele alındığında Netflix’in televizyona daha ciddi bir rakip olarak öne çıktığını söyleyebiliriz. Netflix, izleyiciye YouTube kadar olmasa da interaktif bir deneyim yaşatıyor ve bu sayede farklı sosyo-demografik kitlelere hitap edebiliyor. Bunun yanında Oscar adayı olabilecek kalitede film ve Emmy ödüllü diziler üretmiş bir firmadan bahsediyoruz. İnsanların en çok izlemeyi tercih ettiği yayınlardan olan; talk Showlar, yerli – yabancı diziler, yerli – yabancı filmler, belgeseller gibi içerikler konusunda geniş bir yelpazeye sahip olan Netflix aynı zamanda çoğu içeriğini de kendisi üretiyor. Ürettiği içerikler uluslararası ödüllere aday oluyor, ödüllere aday olmuş ve ödül almış birçok önemli yapımı da yayın klasörüne katıyor oluşu, Netflix’ i Youtube’dan daha büyük bir televizyon tehdidi olarak karşımıza çıkarıyor.

 Televizyonda reklamların bulunması izleyicileri rahatsız ediyor , reklamın en rahatsız edici yanları ise; uzun ve sıkıcı olması, yayını bölüyor olması olarak belirtiliyor. Televizyonun rakibi olarak belirlediğimiz platformlarda ise reklam yok ve / veya gelen reklamı atlama seçeneği var. Televizyonun tercih edilmeme sebepleri arasında bile yer alan reklam faktörü izleyici için önemli bir unsur. Televizyonun çağının kapandığını düşündüren sebepler sadece reklamlar ile sınırlı değil, içeriklerin ilgi çekici ve özgün olmayışı, içeriklerin uzun olması ve artık televizyonun eğlenceli bulunmaması insanları televizyondan uzaklaştıran sebepler arasında. Bu şikâyetler sırasında karşımıza alternatif olarak bu tarz olumsuz etkenlere sahip olmadığı düşünülen Youtube ve Netflix çıkıyor. Yayın akışlı platformlara artan üyelik sayısı ile insanlar televizyonun tahtını sallayan yeni bir alana giriş yapmış ve alışmış oluyor.

 İçeriklere kara verme, istediğin zaman istediğin yayını izleme ve sahne atlayabilme olanağı yayın akışlı platformları daha cazip hale getiriyor. Seçim hakkımızın olduğu platformlar, bize seçim hakkı vermeyen televizyona göre daha cazip geliyor. Filtreleme olanağı sürekli yeni özgün içerikler geliyor olması Netflix’i Youtube’a nazaran televizyonun rakibi olabilecek bir konuma getiriyor. Türkiye’ de 3,5 milyonu aşkın üye sayısı olan Netflix şu an televizyonun rakibi olabilecek bir platformdur, büyümesi hız kazanan yayın akışlı platformlar, şuan olduğu gibi ilerleyen zamanlarda da televizyon için tehdit oluşturmaya devam edecektir. 

Teknolojik aletlerin çeşitlenmesi tercihleri değiştirmiştir. Teknolojinin son meyvelerinde olan telefon ve sürekli gelişmeye devam eden internet yavaş yavaş televizyonun yerini almaya başlamıştır. İçeriksel sorunlar, reklamların fazla ve uzun oluşu ve artık eğlenceli olmayışı televizyona olan ilgiyi azaltmıştır. Filtreleme imkânları, sürekli yenisi eklenen özgün ve ilgi çekici içerikler, yayını durdurup devam ettirebilme vb. olanaklara sahip olmayan televizyon yerini bu olanaklara sahip Youtube, Netflix, Blutv, Puhutv vb. platformlara kaptırmaya başladı. İnternette daha fazla içeriğe ulaşabilme olanağı insanları cezbediyor, ekran karşısına geçmenin en büyük nedenlerinden olan eğlenme ve vakit geçirme ihtiyacına uygun olarak daha fazla içeriğe ev sahipliği yapan dijital platformlar ve bu platformlara ulaşmak için televizyon gibi büyük, taşınması güç ve bir yere bağlı kalmadan hareket halinde de kullanılabilen aletler daha fazla tercih ediliyor.

***Bu yazı İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencisi Ayşe Akkuş’un “İletişim Çalışmalarında Araştırma Yöntemleri” dersi kapsamında yapmış olduğu anket ve araştırmasının verilerine dayanılarak yazılmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir