2021 OSCAR YARIŞI #1 : THE TRİAL OF THE CHİCAGO 7 : BÜTÜN DÜNYA BİZİ İZLİYOR…

The Trial of the Chicago 7, Chicago’daki 1968 Demokratik Ulusal Konferansı’nda Vietnam Savaşı’na karşı protesto düzenleyen ve federal hükümet tarafından komplo ve ayaklanmaya teşvik ile suçlanan yedi sanığın 1969 yılında görülen meşhur duruşmasına odaklanıyor.

Amerika’nın 1963 yılında Vietnam Savaşı’na müdahil olmasıyla birlikte ülke içerisindeki siyasi tartışmalar, ayrışmalar, savaş karşıtlığı teması üzerinden derinleşti. Özellikle de Başkan Johnson‘ın askeri gücünü büyük oranda arttıracağını söyledikten sonra, daha geniş kesimlerin tepkisini çekmeye başladı.

Bütün dünya bizi izliyor!

Vietnam’daki Savaşı Bitirmek İçin Ulusal Seferberlik Komitesi (MOBE), Demokratik Toplum için Öğrenciler (SDS) ve Uluslararası Gençlik Partisi (Yippies) üyeleri, savaş karşıtı olan insanları bir araya getirmek için yoğun çaba gösterdi. Ağustos ayı sonunda ülkenin dört bir tarafından on binlerce insan Şikago’ya gelmişti. Amerikan hükümeti, protestocuların parkta eylem yapabilmek izin istemelerine rağmen izin vermedi. İnsanlar izin verilmemesine rağmen Grant Park’ta toplanmaya ve şehrin dört bir yanında yürüyüş yapmaya devam etti. Polisin tahammülsüz davranışları gösteri boyunca devam etti, göstericiler aşırı agresif bir muamele gördü. Bunun üzerine polis ile göstericiler arasında şiddetli bir çatışma patlak verdi. Hükümet, 12 bin polis memuru, 7.500 asker ve 6 bin ulusal muhafızı Şikago’ya gönderdi. Göstericiler, “Bütün dünya bizi izliyor” diye slogan atarken polis hiçbir şey duymuyordu. Öyle ki yüzlerce gösterici olaylar sırasında ağır yaralandı. Polis şiddeti devam ederken aralarında Şikago Yedilisi’nin de olduğu 600’e yakın kişi tutuklandı.

İşte Aaron Sorkin‘in senaryosunu yazıp, yönetmenliğini de üstlendiği “The Trial of The Chicago 7” (Şikago Yedilisi’nin Yargılanması) tam da bu dönemde, 1968 Demokratik Ulusal Konferansı’nda Vietnam Savaşı’na karşı olan yedi gencin yargılanma sürecini ele alan dikkate değer bir yapım.

Netflix yapımı “Chicago Yedilisi’nin Yargılanması” filmi, tümüyle adalet ve tarih temalı bir yapım. Büyük oranda tek bir mekanda, duruşma salonunda geçiyor. Geriye dönüşler, olayın gerçek görüntüleri ile sunuluşu kafa karıştırmıyor aksine anlatımı güçlendiriyor. Müzikler, miting alanından geçmişe ait görüntüler, hızlı çekimler, tanıklara ve karakterlere dair ufak ayrıntılar da gayet güzel. Filmden çok detaylı bahsetmek istemiyorum çünkü film; en iyi film, en iyi yardımcı erkek oyuncu (Sacha Baron Cohen), en iyi özgün senaryo, en iyi sinematografi, en iyi film kurgusu, en iyi özgün şarkı ( Hear My Voice), dallarında Oscar adayı.

Chicago olayı nedir?

1960’lı yıllar yakın dönem Amerika tarihinin en kaotik olayları ile dolu. Bu olaylardan biri 1968 yılında Demokrat Parti’nin Chicago’daki kongresi sırasında yaşandı. Demokrat Parti’nin kongresi devam ederken, savaş karşıtları savaşa yönelik protestolar düzenlenmeye başladı. Göstericiler, Amerikan gençlerinin dünyanın öbür ucunda ölüme sürüklenmelerini istemiyordu. Protestoculara polisin müdahalesi sert oldu. Sonrasında ise hukuk ilkelerinden yoksun siyasi yargılanmalar yapıldı. “Chicago Yedilisi” olarak bilinen bu olay, Amerikan yargı sisteminin zaaflarını gözler önüne serdi.

Kuzey ve Güney Vietnam arasında başlayan anlaşmazlık; ABD, Sovyet Rusya ve Çin’in dahil olmasıyla tarihin en kanlı savaşlarından birine dönüştü. ABD Güney Vietnam’ı desteklerken, Sovyet Rusya ve Çin ise Kuzey Vietnam’ın yanında duruyordu. Aslında savaş 1954 yılında başlamıştı. Ancak ABD’nin komünizmin yayılımını durdurmak için tüm kaynaklarıyla savaşa müdahale etmesi 1963 yılında gerçekleşti. 1965 yılına gelindiğinde ABD, Vietnam’a 100 bin asker göndereceğini açıkladı. Bu sırada hava saldırılarıyla Kuzey Vietnam güçlerini durdurmaya çalışıyordu. Ancak Kuzey Vietnam, müttefikleri Çin ve Sovyet Rusya’dan temin ettiği uçaksavarlarla ABD’ye karşılık vermeye başladı. ABD’nin kayıpları artıyordu. Bu durum halkın huzursuzluğuna ve uluslararası şaşkınlığa yol açtı. 1967 yılının sonuna gelindiğinde Vietnam’da tam 485 bin Amerikan askeri bulunuyordu. Kayıplar artmaya devam ettikçe ABD’de sivil protestolar gerçekleşmeye başladı.

Başkan Nixon

ABD hükümetinin kamuoyu desteğine ihtiyacı vardı. Gelen tepkileri azaltmak için Vietnam Savaşı’nın görüntüleri uzun bir süre gündeme getirilmedi.

1968 yılı ABD için dönüm noktası oldu. Dış işleri karışık olduğu kadar iç işleri de karışıktı işkenceler, tecavüzler, biyolojik saldırılar, köy baskınları, diri diri insan yakmalar, ırkçılık ve ırkçı saldırılar artık çok sıradan olaylar olmaya başlamıştı. Savaş alanından görüntüler gelmeye başladıkça Amerika’da savaş karşıtı gösteriler artmaya başladı. Hükümet, çok ağır bir maddi yükün altına girmişti, halkın desteğini kaybedemezdi. Bu nedenle en ufak muhalif ses büyük bir şiddetle bastırılıyordu.

Başkan Nixon’ın askerlere ziyareti

Vietnam’daki Savaşı Bitirmek İçin Ulusal Seferberlik Komitesi (MOBE), Demokratik Toplum için Öğrenciler (SDS) ve Uluslararası Gençlik Partisi (Yippies) üyeleri, savaş karşıtı olan insanları bir araya getirmek için yoğun çaba gösterdi. Ağustos ayı sonunda ülkenin dört bir tarafından on binlerce insan Chicago’ya gelmişti. Grup Grant Park’ta toplandı ve şehrin dört bir yanında yürüyüş yaptı. Gösteri sırasında polis ile göstericiler arasında şiddetli bir çatışma patlak verdi. Hükümet, 12 bin polis memuru, 7.500 asker ve 6 bin ulusal muhafızı Chicago’ya gönderdi. Göstericiler, “Bütün dünya bizi izliyor” diye slogan atarken polis hiçbir şey duymuyordu. Öyle ki yüzlerce gösterici olaylar sırasında ağır yaralandı. Polis şiddeti devam ederken aralarında Chicago Yedilisi’nin de olduğu 600’e yakın kişi tutuklandı.

Eylül ayının ilk günlerinde Chicago olaylarının soruşturması için William J. Campbell başkanlığında büyük bir jüri toplandı. Altı ayda 30 kez toplanan jüri, yaklaşık 200 tanık dinledi. 20 Mart 1969’da sekiz gösterici olaylardan sorumlu tutuldu. Chicago Yedilisi olarak bilinen grup aslında başlangıçta sekiz kişiydi: Rennie Davis, David Dellinger, John Froines, Tom Hayden, Abbie Hoffman, Jerry Rubin, Bobby Seale ve Lee Weiner.

Bobby Seale siyahi bir vatandaştı ve olaylar ile bir ilgisi yoktu, sadece grubu daha korkutucu (!) göstermek için grupla birlikte yargılanıyordu. Avukatı olmamasına rağmen yargılanmaya devam etti ve kendisini savunmasına dahi izin verilmedi. Mahkemede taşkınlık yaptığı gerekçesiyle 48 ay hapis cezasına çarptırıldı. Böylece Chicago sekizlisi, yedi kişi kalmıştı. Sorumlu tutulan kişilerin tamamı MOBE, SDS ve Yuppies üyesiydi.

Yargıç Julius Hoffman, sanıklara her zaman ön yargılı yaklaşmakla eleştirilerin odağına oturdu. Nitekim Chicago Yedilisi’nin avukatlarına dahi mahkemeye hakaret suçundan sayısız kere ceza verdi. Hoffman sanıklara karşı o kadar ön yargılıydı ki sanıkların lehine olabilecek kanıtları, mahkeme jürisinin görmesine dahi izin vermedi. Jüriye bazı tanıkların ifadeleri dinletilmedi. Duruşma boyunca sanıklar ve avukatları sürekli aşağılandı. Yargıç Hoffman o kadar ileri gitmişti ki Bobby Seale’in ağzının tıkaçla kapanmasını ve bağlı bir şekilde mahkemede bulunmasını istedi. Gerçekten de Seale’in davası Chicago Yedilisi’nden ayrılana kadar ağzı tıkaç ve bantla kapatıldı.

Hikayenin gerçek kahramanları

Mahkeme sonucunda Chicago Yedilisi ve avukatlarını 159 ayrı suçtan 4 aydan 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırıldı. 1970 yılında, Chicago Seven (Chicago Yedilisi) aleyhindeki mahkûmiyet ve hakaret suçlamaları temyiz üzerine bozuldu

Yargıç Julius Hoffman’ın kararları; jüri üyelerini uygunsuz bir şekilde etkilediği, sanıklara karşı önyargılı olduğu ve sanıkların avukatlarının telefonlarını dinlediği gerekçesiyle geçersiz sayıldı. Temyiz davalarının başarısından sonra, Chicago Yedilisi ayrı ayrı hayatlarına devam etti. Hayden, Kaliforniya’da aktif olarak siyaset sahnesine çıktı. Abbie Hoffman, 1970’lerde kokain ticareti yapmakla suçlandı. Hapse girmemek için uzun yıllar boyunca saklandı. 1989 yılında ise intihar ederek hayata veda etti. Rubin, 1980’li yıllarda Wall Street’te çalışmaya başladı. Chicago Yedilisi’nin en yaşlı üyesi en Dellinger, barış aktivisti olarak çalışmalarını sürdürdü. Davis, motivasyon ve kişisel farkındalık üzerine konuşmacı oldu. Froines ve Weiner, özellikle Yahudi davalarında aktivist çalışmalara devam etti. Sekizinci sanık Seale ise öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı.

***Çok Önemli Not!*** Kitlesel tepkiler, eleştiriler, övgü ya da sövgüler her zaman doğruyu yansıtmaz. Birçok insan hep bir ağızdan bir dizi, film ya da kitabı övdü ya da gömdü diye o işin gerçek karşılığının bu olduğu anlamına gelmez. İzlediğinizde ya da okuduğunuzda sizin de böyle hissedeceğiniz anlamına da gelmiyor. Kendi perspektifinize güvenin, bazen pek çok insanın alamadığı tadı, göremediği inceliği çok eleştirilen bir işten alabileceğimiz ihtimalini her zaman göz önünde tutmak gerekir. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.