Trendeki Kız

Trendeki Kız, Ribhu Dasgupta tarafından yönetilen 2021 yapımı Hintçe gizem ve gerilim filmidir. Film, İngiliz yazar Paula Hawkins‘in aynı adlı romanından uyarlanmıştır. Daha önce 2016 yılında, başrolünde Emily Blunt’ın olduğu bir versiyonu daha çekilmişti. Lakin iki film birbirinin aynısı değil. Sadece aynı kitaptan uyarlandığı için genel hatları benziyor.

Gerilim ve gizem türündeki film, işsizlik çeken, alkol problemleri olan ve günlerini tren yolculukları yapıp sorunsuz ve muhteşem çiftleri izleyerek geçiren bir kadına odaklanıyor. Genç kadın, mükemmel olduğunu düşündüğü bir çifti izlerken mükemmel çiftteki kadını başka bir adamla görüyor ve ardından cinayete kurban giden kadının cinayet zanlısı haline geliyor. Cinayetin gizemini çözmeye çalışan kadın, cevapsız sorular içinde bir cevap arıyor.

Hayat Değiştiren Dava

Mira, bir zamanlar tren yolunun yakınlarındaki bir evde oturan evli bir avukattır. Tehlikeli bir davaya bakan Mira, davadan çekilmesi için tehdit edilir lakin vazgeçmez. Davayı kazanır ve adam hapse düşer. Mira’nın hayatı bu davadan sonra değişir. Eşiyle araba kazası yapar ve bebeğini kaybeder. Bir daha çocuk sahibi olamayacağını öğrenir. Yaşadığı kaza sonucu geçici amnezi yaşamaya başlar. Yani hafızası sadece kısa sürelidir, her şeyi her zaman hatırlamıyor. Bu olaylardan sonra alkolik olan Mira, toplum içerisinde eşini zor duruma düşüren hareketler yapar ve eşiyle arası bozulur. Eşinin ihanetine uğrayan Mira’nın hayatı iyice zorlaşır, alkole iyice bağlanır, işsiz kalır ve çoğu zaman neler yaptığını hatırlamaz. 

Tekrarlanan Yolculuk

Eşinden ayrıldıktan sonra her gün trene binerek bir zamanlar yaşadığı evi seyreder. Zamanla bu devamlı tren yolculuğunda seyrettiği evlerden birindeki çiftin mutluluğu dikkatini çekiyor ve artık tren yolculuğunu yapmasının nedenlerinden biri haline geliyor. Mira bu çifte baktıkça onlarda bir anlamda kendi geçmişini, kendi hayalini görür. Mira zamanla bu çifte takık hale gelir. Fakat bir gün kadını (Nusrat) başka bir adam ile görünce şaşırır ve hayal kırıklığına uğrar. Nusrat’ı uyarmak için içkili bir şekilde kapısına dayanır lakin evde değildir. Nusrat’ı orman yoluna doğru yürürken görür peşine takılır ve omzuna dokunur. Sabah evinde uyanan Mira’nın tek hatırladığı budur lakin Nusrat ölmüştür ve tek şüpheli Mira’dır. Buraya kadar her şey çok sıkıcı ilerliyor, okumak zor geldi diyorsanız bir de izlediğinizi düşünün. 

Filmin dönüm noktası diyebileceğimiz ölüm olayından sonra, polisler Mira’nın peşine düşüyor. Hiçbir şey hatırlamayan Mira cinayet işlediğini kabul etmez ve bu iddiasını kanıtlamak için olayın peşine düşer. Normalde bu kısımdan sonra tempo yükselir ve izleyicide merak oluşur ama oluşmadı. Bitse de kapatsak dedirtti. 

Ortada büyük emek var lakin filmi beğenmediğimi söylemeden de edemiyorum. Gerek ilk yarısının aşırı sıkıcı olması, gerek oyunculukların güzel olmaması, gerekse buram buram mantıksızlık kokan sahneler filmi daha da sıkıcı yapmış. Hızını arttırıp izledim lakin fayda etmedi. Youtube’da ‘milyonları ağlatan klip’ adında yayınlanabilecek sahneleri olmasaydı filme ne kaybederdi? Suç ve gerilim temalı film ve kitapları sevenlerin çok aşina olduğu bir olay örgüsü ve ilerleyişi var başta her şey veriliyor ve bize bir katil sunuluyor. Sonra ters köseler ve katil sandığımız kişi ile gerçek katilin karşılaşması sonucu her şeyin açığa çıkması ve son. Film de böyle işte, normalde bu tarz bir durumu izlemek sıkıcı gelmez ama bu film sıkıcı. Müzikal sahneler yok demek isterdim ama var. Ansızın çok alakasız bir yerde Hintçe konuşmaya başlıyorlar ve o ortamdakiler Hintli değil. Cümlelerin yarısı İngilizce yarısı Hintçe. Kadın, cinayeti çözmeye çalışıyor ama sanki şansa karşısına ipucu çıkıyor. Al abla bu olayı çözmene yardım eder misali, kadının yürüdüğü yollara ipucu geliyor. Hafıza sorunu, yaşadığı şok edici durumlar ile yavaş yavaş çözülen Mira, olayları çözmeye devam ederken de hiç heyecan yok. Her şey çok kolay gerçekleşiyor gibi bir durum söz konusu. Filmin sonunu söylememek için kendimi zor tutuyorum ama belki izlemek isteyen olur diye söylemeyeceğim. Bu zamana kadar izlediğiniz saçma suç temalı filmleri unutun çünkü bence bu en saçması.

***Çok Önemli Not*** Kitlesel tepkiler, eleştiriler, övgü ya da sövgüler her zaman doğruyu yansıtmaz. Birçok insan hep bir ağızdan bir dizi, film ya da kitabı övdü ya da gömdü diye o işin gerçek karşılığının bu olduğu anlamına gelmez. İzlediğinizde ya da okuduğunuzda sizin de böyle hissedeceğiniz anlamına da gelmiyor. Kendi perspektifinize güvenin, bazen pek çok insanın alamadığı tadı, göremediği inceliği çok eleştirilen bir işten alabileceğimiz ihtimalini her zaman göz önünde tutmak gerekir. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.