THE CHAİR

20 Ağustos 2021‘de Netflix Türkiye tarafından yayınlanan dizi toplamda 6 bölümden oluşmaktadır. Komedi dram türünde yer alan dizi, Amanda Peet ve Annie Wyman tarafından yaratıldı. Dizinin yönetmenliğini Daniel Gray Longino üstlenirken, senaryosunu Amanda Peet ve Annie Wyman kaleme aldı.

Dizi, Pembroke Üniversitesi’ne İngilizce Bölüm Başkanı olarak atanan Dr. Ji Yoon Kim’in (Sandra Oh) hikayesini konu ediyor. İngilizce bölümünün ilk kadın başkanı Ji Yoon Kim, sadece ilk kadın değil aynı zaman ilk beyaz olmadığı halde bu makama sahip olan kişidir. Özellikle hassas konulara ev sahipliği yapan bu iki ilklik durumu Ji Yoon için işleri sandığından çok daha zor bir hale getirir.

Başkanlık konumuna gelmek için hayatı boyunca çabalayan Ji-yoon, yeni sandalyesine oturduğu andan itibaren omuzlarına taşıyabileceğinden çok daha fazla yük yüklenmiş olmalı ki oturduğu anda sandalyesi kırıldı. Eğitim ve eğitici hayatı boyunca ırkçılık ve cinsiyetçi ayrıma maruz kalışı, konumunun değişmesine rağmen hala devam etmektedir. Irkçılık ve cinsiyetçi ayrım sadece Ji Yoon özelinde değil, kadrolu bir eğitmen olmak için çabalayan şayet kadroya alınırsa bölümün ilk siyahi kadın eğiticisi unvanına sahip olacak Yaz üzerinden de keskin bir şekilde işlenmiştir. Öyle ki sırf kadın olduğu için Yaz’ın ders içeriği ve dersi anlatış biçimi sorgulanır, ders konuları edebiyat olarak kabul edilmez.

Gençlerin günden güne ilgisini kaybettiği İngiliz edebiyatını yeniden canlandırmak için bölüme ve bölümün eğitmenlerine canlılık getirmeye çalışan Ji Yoon, başta dekan olmak üzere okulun yaş haddini iyice aşmış, yıllardır ders içeriğini güncellememiş ihtiyar profesör ekibi tarafından engellenir. Halbuki Ji Yoon ihtiyar profesörlerin emekliliğe zorlandığı bu süreçte onların işlerine devam etmesi için çok çabalamıştır. Lakin yine de yetersiz bulunmuştur. Ji Yoon genel geçer sistemden ziyade bölüm için duyguları ve idealleri ile hareket etmiştir bu durum da eleştirilmesine sebep olmuştur. Aniden gelişen toplu tepkilerden ziyade bölümü daha dinamik tutmak çabalamasına rağmen yaptıkları ve verdiği kararlar kadın oluşuna ve meslektaşına duyduğu sevgiye bağlandı.

Bu kadar endişe ve eleştiri elbette makamına karşı ihtiyar profesörler tarafından düzenlen darbe ile sonuçlandı. Lakin koltuğa Ji Yoon yerine bir erkek değil, 30 yılı aşkın eğiticilik hayatında cinsiyetçi ayrıma maruz kalan ve bu yüzden de profesörlük tezinden bile vaz geçen bir kadın eğitici oturdu.

Kısaca özetlersem diziyi izlemekten keyif aldım. 2021 de hala cinsiyetçi ve ırkçı saldırılar devam ediyor ve çoğu eğitim yuvası da bu saldırılara ve saldırganlara ev sahipliği yapıyor. Bu düşüncelerin eğitim seviyesi ile uzaktan yakından ilişkisi olmadığını da dizi gözler önüne seriyor. Gelişime her an devam ettiğimiz bu çağda hala bir kurumdaki “ilk kadın”, “ilk siyahi”, “ilk beyaz olmayan” gibi ayrıştırıcılığın gözler önüne serildiği unvanlar teknolojik olarak sağladığımız ilerlemeyi insanlık olarak pek başaramadığımızı yüzümüze vurmaktadır. Yetişkin insanların, kadınların, beyaz olmayanların eğitim mücadelesine değinen bu dizi bence izlenmeye değer.

 **Çok Önemli Not!**Kitlesel tepkiler, eleştiriler, övgü ya da sövgüler her zaman doğruyu yansıtmaz. Birçok insan hep bir ağızdan bir dizi, film ya da kitabı övdü ya da gömdü diye o işin gerçek karşılığının bu olduğu anlamına gelmez. İzlediğinizde ya da okuduğunuzda sizin de böyle hissedeceğiniz anlamına da gelmiyor. Kendi perspektifinize güvenin, bazen pek çok insanın alamadığı tadı, göremediği inceliği çok eleştirilen bir işten alabileceğimiz ihtimalini her zaman göz önünde tutmak gerekir. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir