Oku-Yorum / Anton Çehov, Öyküler

Bugün seçtiğim kitap yine bir öykü kitabı. Dünya edebiyatının en bilindik öykü yazarlarından Anton Çehov’a ait, Öyküler adı altında toplanmış eserde farklı farklı hayatlara konuk olabileceğiniz onlarca öykü bulunmakta.

Anton Çehov, Öyküler – Yorumu yapılan paragraf

Kocasıyla çıkarı için evlenmişti. Çünkü bir kez, okul arkadaşlarının dediği gibi, çok zengin bir adamdı. İkincisi Rita gibi, evde kalmaktan korkuyordu. Üçüncüsü, doktor babasından artık bıkmış usanmıştı. Bir de küçük Volodya’ya inat olsun diye evlenmişti. Bu işin bu kadar zor, bu kadar sıkıcı, bu kadar çirkin olduğunu başlangıçta tahmin edebilseydi, dünyada evlenmezdi. Ama artık bu yıkımı önlemek olanaksızdı; çaresiz, katlanacaktı.

Seçtiğim sayfada özellikle ilk paragrafa odaklandım. Bir insan niçin çıkar için, evde kalma korkusu yüzünden ya da sırf gerekli bir şeymiş algısı yüzünden evlenir ki? Bu durum duygulara ihanet değil midir? Duyguları para, statü, korku satın alabilir mi?

Evde kalmak söylemi hepten mantık dışı. Evde kalmak demek evden çıkmamak demek olmalı. Tıpkı bugünlerde içinde bulunduğumuz durum gibi. Bir kadın evlenmediği zaman neden evde kalsın ki? Kadının dışarı çıkma bileti kocası mıdır?

Belki özellikle eski zamanlarda kadının çalışma ve para kazanma özgürlüğü daha kısıtlı olduğu için evlilik müessesi hayatı devam ettirebilmek için gerekli olabilirdi fakat yine de sevgi mi yoksa para mı bir ömrü mutlu kılar? Hani klişe bir söylem vardır ya; fakir ama gururlu olmak mı, zengin ve gurursuz olmak mı? Gerçekten kendimize bu soruyu soruyor muyuz?

Maalesef bu paragraf bir zamanların Rusya’sına ve hatta belki benzer kültürlerdeki tüm kadınların yazgılarına işaret ediyor. Bir zamanlar kadınların rolü çocuk doğurmak, yemek ve temizlik yapmaktan öteye geçememiş; ömürleri evlilikle birlikte evlendikleri eve zincirlenmişti. Buna karşın günümüzde, kadınlar için pek çok imkanlar bulunmakta. Yine de hala aynı yazgıları yaşayan kadınlarımız mevcut. Bazen zorla, bazense yanlış seçimlerin neticesinde kadınlar ömürlerini bir erkeğin sözde himayesi altında çürütmeye devam ediyor. Ama unutulan bir nokta var. Başkaldırı, tüm baskılardan üstündür. Bir insan başkaldırmaya dursun önünde Çin Seddi durmaz yıkılır.

Sırf para ya da statü için veya baskılara boyun eğip bir ömrü hibe etmeye değer mi gerçekten? Ömür bir şekilde devam ediyor. Önemli olan bu ömrü nasıl geçirdiğimiz. Bunun da sırrı çoğunlukla kendi seçimlerimiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir