Gruplaşma (Hunting Flies) film analizi

Senaristliğini ve yönetmenliğini Izer Aliu’nun üstlendiği “Gruplaşma (Hunting Flies)”, 2016 yapımı bir Norveç filmi. Film, her ne kadar Norveç yapımı olsa da aslında bir Arnavut filmi. Ülkede gerçekleşen seçimlerin ardından değişen kanunlara göre okul yönetimi kadroyu istediği gibi değiştirebilecektir. İdealist bir öğretmen olan Ghani, mesleğinden olmamak adına okul müdürünü ikna etmek için her türlü yolu dener. Öğrenciler arasında siyasi kutuplaşmanın baş gösterdiğini fark eden Ghani, öğrencilerin arasındaki çatışmalara son verebileceğini ve huzuru sağlayabileceğini iddia ederek müdürden zaman ister. Bu uğurda sınıfta bulunan erkek öğrencileri ders sonrasında sınıfta tutan Ghani için işler hiç de umduğu gibi ilerlemeyecektir.

Konu her ne kadar idealist öğretmen ve sorunlu öğrenciler arasında geçen klasik bir film gibi görünse de siyasi ve toplumsal pek çok konuya parmak basan, güzel okunması gereken bir film Hunting Flies. Türkçe isim olarak “Gruplaşma” seçilmiş olsa da, “Sinek Avı” ismi filmdeki detaylarla daha uyumlu. Sinek avından bahsetmeden filmi anlamak pek mümkün olmayacaktır. Film boyunca toplumsal yozlaşmanın sosyal hayata etkisini, rakipsiz otoritenin nasıl zalimliğe varabileceğini çok güzel metaforlarla izliyoruz. Arnavutlar arasında geçen film, aslında bize de çok yakın kültürel ögeler içeriyor. Ülkemizde de pek farklı senaryoların yaşanmadığını düşünürsek, filmde yer alan metaforlar bir ayna gibi yüzümüze vuruyor.

Öte yandan 2016 Toronto Uluslararası Film Festivali’nin Keşif bölümünde gösterilen “Hunting Flies”, 2017 Nordic Council Film Ödülü’nde aday filmler arasında yer aldı. Yeni yıla günler kala yılbaşı akşamı hangi filmi izlesem diye kararsızlığa düşenlerdenseniz, Hunting Flies bizden bir öneri olsun 😉

Dikkat! Bundan sonra okuyacaklarınız spoiler içermektedir


Ataerkil toplum yapısı filmin ilk dakikalarında hissediliyor

Öncelikle filmde kadın/kız karakterlere çok az yer verilmesi dikkat çekici. Film her ne kadar Norveç yapımı olsa da, gerek oyuncu kadrosuyla gerek yönetmeniyle bir Arnavut filmi. Dolayısıyla filme konu olan kültür de Arnavutlara ait. Ataerkil bir toplum yapısına sahip olan Arnavutların, filmde kadın figürünü ele alış biçimi de yine ataerkil pencereden olmuş. İlk görülen kadın karakter, Djemal’in annesi. Klasik anne motifinin işlendiği karakter toplumda dezavantajlı gruplar arasında yer alan çocuğunu kuzenine emanet ederek ve tembihleyerek otobüse bindiriyor ve rolü bitiyor. Tüm film boyunca anne dışında gördüğümüz kızlarsa, en ufak meselede çığlığı basan, diğer çocuklar siyaset kavgası yaparken olan bitene karışmayan kız öğrenciler.

Öncelikle bu detaydan geleneksel Arnavut toplum yapısındaki kadının rolünü net olarak olmasa da üstü kapalı bir şekilde görebiliyoruz. Kadın, erkeklerin kavgasına bulaşmayan, yeri geldiğinde yaygara çıkaran, annelik görevini yapan, yerini yurdunu bilen bir tipleme olarak karşımıza çıkıyor. Zaten çok kısa gördüğümüz kadın karakterlerin üzerinden, ataerkil toplum yapısının baskın olduğu bir kültürü ele aldığımızı belirtmek dışında daha fazla yorum yapmaya gerek yok.

Toplumsal yozlaşmanın sosyal hayata etkisi

Aslında filme yeni başlıyoruz. Erkek öğrenciler arasında köy içinde başlayan sözlü sataşma ve kovalamaca sınıf içinde de çeşitli şekillerde devam eder. Bu çatışmanın sebebinin ülkede gerçekleşen seçim sonuçları olduğunu fark eden öğretmen Ghani, öğrenciler arasındaki çatışmaya son vermenin kendi görevi olduğuna inanır.

Okuldaki tek idealist öğretmen Ghani’dir. Seçimin ardından değişecek olan öğretmen kadrosunda saf dışı kalmamak için elinden geleni yapmaya hazır olan Ghani’nin aksine okulda bulunan öğretmenler için hava hoştur. Hatta öyle ki, filmin ilerleyen dakikalarında ortaya çıkacağı üzere diplomasız bir şekilde torpille öğretmenlik yapan sözde öğretmenler okulda bulunmaktadır. Bu noktada da görüyoruz ki toplumsal yozlaşma çocuklardan, eğitim kurumlarına değin toplumun tüm birimlerine ilmek ilmek işlemiştir. Toplumda kutuplaşma ve uyulması gereken kurallarda gevşeme bulunmaktadır.

Sınıfta meydana gelen bir kavga sırasında Ghani’nin öğretmen masası üzerinde duran telefonu yere düşürek bir öğrencinin üzerine basması sonucu kırılır. Bu olay üzerine Ghani, ders saatinin bitmesinin ardından erkek öğrencileri sınıfta tutar. Zaten ilgisiz olan diğer öğretmenlerin de saf dışı kaldığı ortamda otorite artık Ghani’dir. İdealist ve iyi niyetlerle çocukları ortak paydada buluşturmak isteyen Ghani, öğrencilere birdizi aktiviteler yaptırır. Bu sırada önemli olanın telefon değil disiplin olduğunu vurgular. Öğrenciler toplumda oluşan kutuplaşmanın getirdiği negatif ortamdan sıyrılarak yavaş yavaş birbirleriyle kaynaşırken, diplomasız şekilde öğretmenlik yapan adamın foyasını ortaya çıkaran Ghani için işler değişmeye başlar.

Bir öğretmenin diktatöre dönüşü

Çocuklar üzerinde iyi niyetlerle kurduğu otorite artık rehin tutmaya dönmektedir. Öğrencilerin aileleri meraklanarak okula akın etmeye başlar. Ghani, elinde bulundurduğu otoritenin ve mesleğini kaybetmenin hırsına öyle kapılır ki, idealist öğretmen rolünden çıkarak bir zorbaya dönüşür. Aç öğrencilerin gözü önünde iştahla yemek yiyen ve öğrencilerine ağır cezalar vermeye başlayan Ghani artık bir öğretmen değil, bir diktatördür.

Bu noktada filmden çıkarak, filme siyasi ve toplumsal bir bakış açısıyla bakmamız gerekir. Toplumda her birey birden fazla kimlikle kendi varlığını sürdürmeye devam eder. Kimi zamanlar bazı kimlikler ötekileştirilir ve ötekileştirilen kimlik tutkuyla savunulacak bir ideal halini alır. İşte aynı böyle bir zamanda, ülkede gerçekleşen seçimin ardından farklı fikirlerin sivrileştiği bir ortamda siyasi kutuplaşma çocuk yaşlara kadar inmiştir. Birbirine saygı duymak yerine kutuplaşan toplum ve toplumun etkilediği çocuklar birbirlerine karşı zorbalaşmışlardır. Fakat siyaset nedeniyle kutuplaşan çocuklar, yeni bir otoritenin baskısına maruz kaldıklarında, ayrışan kimliklerini bir kenara bırakarak ortak paydada buluşmuşlardır. Ortak paydaları, öğretmenlerinin onlara karşı kurduğu otoritedir. İyi niyetlerle öğrenciler üzerinde otorite kuran öğretmenin bir zorbaya dönüşü de yine siyasetteki seçim öncesi ve seçim sonrası süreçlere benzetilebilir. Seçim öncesinde seçmene uçsuz bucaksız vaatlerde bulunan adaylar, seçimin ardından ellerindeki gücün büyüsüyle devleşir ve seçmeni gözardı ederler. Nitekim Ghani de ele geçirdiği otoriteyi kendi çıkarının hırsına kapılarak zorbaca kullanmıştır. Amacına ulaşmış, öğrencileri ortak paydada buluşturmuştur lakin artık hedef kendisidir.

Tam bir sinek avı

Filmin orijinal adı aslında Sinek Avı. Toplumun ve sınıfın dezavantajlı bireyi Djemal’in sinek avlama takıntısı vardır. Sinek gördüğü zaman ortamın ciddiyetine ya da sessizliğine aldırış etmeden sineği avlar ve cesetlerini biriktirir. Dezavantajlı olduğu için sürekli dışlanan Djemal, çocukların birbirleriyle kaynaşmaları için öğretmenin yönlendirdiği bir futbol maçında, sinek avından dolayı da tecrübeli olduğundan üstün kalecilik yeteneğiyle sınıfın gözde üyesi haline gelmiştir. Bu noktada da farklılıkların topluma değer katan parçalar olduğunu görmekteyiz.

Nihayetinde Ghani öğrencilere uyguladığı baskı ve zorbalıkların ardından, öğrencilerin birbirleriyle kavga etmediklerini farkına varır. Ama değişen bir şey vardır, öğrenciler kendilerine uygulanan baskının ortak paydasında buluşmuş ve otorite karşısında birlik olmuşlardır. Çünkü artık ezilen kimlikleri kabul ettikleri siyasi görüş değil, bizzat o sınıfta bulunan öğrencilik kimlikleridir. Öğretmenin tam da amacına ulaşıp zafer kazandığını sandığı anda oluşan sessizliği ince bir sinek sesi bozar ve filme de ismini veren “Sinek Avı” başlar. Öğrenciler toplu bir şekilde, öğretmenin en zayıf anında onu ve onun otoritesini devirirler.

İlk sahnede filmin genel yapısından kopuk olarak başlayan, kavanoza hapsettiği sinekleri çalkalayan çocuk, son sahnede de kavanozdan çıkan sineğin/arının saldırısıyla korkar, kavanozu elinden düşürür ve koşarak uzaklaşır. Aslında filmin özeti budur. Kavanozlu çocuk, otoriteyi eline alan Ghani’nin bir temsilidir. Çocuğun sinekleri kavanoza hapsettiği gibi, öğrencileri sınıfa kapatan Ghani, elindeki otoriteyi tıpkı çocuğun kavanozu salladığı gibi zorbaca kullanır. Ve tıpkı son sahnede çocuğa saldıran sinek/arı gibi, öğrenciler de Ghani karşısında birleşerek isyan ederler ve özgürlüklerine kavuşurlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.