VİNCENZO CASSANO

Dizinin konusu, hasta annesinden ayrılmak zorunda kalan ve İtalyan bir aile tarafından evlat edinilen Vincenzo Cassano’nun (Song Joong-Ki) etrafında dönmektedir. Korece adı Park Joo-Hyung olan Vincenzo Cassano, İtalya’da Cassano ailesinin consigliere görevini üstlenmektedir. Daha açıklayıcı olursak İtalya’da mafyaya danışmalık yapan bir avukattır. Cassano ailesinin lideri Fabio ölünce Fabio’nun oğlu Paolo ailenin ve mafyanın başına geçer. Paolo ve diğer mafyalar ile arası bozulunca Vincenzo çareyi memleketi Kore’ye bir seyahat yapmakta bulur.

Çin’li bir mafya liderinin Kore’de olan gizli kasasındaki altınları alıp Malta’da sakin bir hayat planları kuran Vincenzo için işler sandığı kadar kolay gitmez ve altınlara kavuşma konusunda bir takım sıkıntılar yaşar. İstediğini elde etmesi için Vincenzo’nun bazı sorunları çözüme kavuşturması gerekmektedir.

Dikkat Spoiler Çıkabilir!

Dizi Vincenzo Cassano karakterinin İtalya’da yaşadığı mafya hayatı ile başlıyor. Kendisi ünlü bir mafyanın danışmanlığını ve avukatlığını yapmaktadır. Mafya babasının ölümünün ardından yaşanan sorunlar yüzünden İtalya’dan ayrılmaya karar verir. Kore’ye dönüp, ölen Çin’li mafya liderinin bir apartmanın bodrumundaki altınlarının peşine düşer. Ancak orada işler tahmin ettiğinden daha karışıktır ve onun için bambaşka bir serüven başlayacaktır. Kore’de bulunan güçlü bir holding grubu Babel Grup, yolsuzluk ve yasal olmayan işler yapmaktadır. Babel Tower’ı inşa edebilmek için binanın peşine düşen Babel Grup ile Vincenzo karşı karşıya gelir. Sadece kasayı açmanın yeterli olduğunu sanan Vincenzo bina ve bina sakinlerinin de dertleri ile ilgilenmek zorunda kalır.

Bu süreçte, aldığı davaları kazanmak için her şeyi yapan ve Babel grup için çalışan Avukat Hong Cha-Young’a (Jeon Yeo-Bin) ve apartmanın yıkılmaması için mücadele eden babası Hong Yoo-Chan ile tanışır. Vincenzo, zorla satılan apartmanı geri almak için Hong Yoo-Chan ve kiracılar ile birlikte hareket eder ve kısa sürede kiracılar ve Hong Yoo-Chan ile yakın ilişkiler kurar. Başlarda çıkar odaklı olan bu yakınlaşma zamanla farklı bir boyut kazanıyor. Lakin bu yakınlaşma bana biraz hızlı geldi.

Hong Cha-Young, Kore’nin en iyi hukuk firması olan Woosang’ın en iyi avukatlarından birisidir. İyi ya da kötü olmalarından ziyade, bir kişinin içinde bulunduğu durumun, ne kadar avantajlı ya da dezavantajlı olduğuna daha dikkat etmektedir. Lakin babasının Babel Grup’un kirli çamaşırlarını ortaya sermesinden dolayı cinayete kurban gitmesinden sonra Babel Grup’un peşine düşüp babasının cinayetini ve üstüne atılan iftirayı temizlemek için mücadele etmeye başlar. Vincenzo ile birlikte babasının hukuk bürosunu işletmeye başlar ve Babel Grup’a karşı bir savaş başlatır.

Dizi bu olaylardan sonra daha yoğun bir tempo kazanıyor. İlk bölüm ben farklı bir diziyim havası veriyor özellikle 2020 ve 2021 de büyük hayaller ile yayınlanan lakin temcit pilavı tadı veren dizilere oranla gerçekten farklı bir havası var. İtalya sahneleri ve mimari şölen gerçekten etkileyici diye düşünürken hepsinin yeşil oda ve gelişen teknolojinin bir nimeti olduğunu olduğunu öğrenip vay bee bir de bizim dizilerdeki efektlere bak demeden duramıyoruz. Eğri oturup doğru konuşalım adamlar dizilerde bile filmlerdeki kadar kaliteli bir görsel sunuyor.

Dizide kim iyi kim kötü en baştan kestirmek zor, çoğu karakteri çözmek ve değişimini kavrayabilmek için tüm bölümleri izlemek gerek. Karakterler aslında iki karakteri içinde barındırıyor gibi bir halleri var. Hukuk, entrika, suç temalı bir dizi ama içinde bolca komik, iç ısıtan ve duygusal sahnelere de ev sahipliği yapıyor. Dizi de Song Joong-Ki’nin daha önce incelediğimiz Space Sweepers filmindeki Zafer gemisi ve Crash Landing On You dizisine de bir selam gönderilmiş. Hatta bir kaç bölümde “as bayrakları” diyebileceğimiz ayrıntılarla bile karşılaştık.

Song Joong-Ki rolüne bence yakışmıştı, aksiyon rollerinde sevdiğimiz oyuncuların romantik komedilerde harcandığı son zamanlarda mafya rolü gayet iyi geldi. Kiralık katillerimiz tüm aksiyon sahnelerinde sırf dayak yemek için teker teker saldırsalar bile bu durum çok göze batmadı. Vincenzo karakterinin aksiyon dolu sahnelerinde genelde takım elbise giymesini John Wick’e benzettim. Çok karizmatik duruyordu. 🙂 Çoğu dizide alışık olduğumuz aşırı sert mafya görüntüsüne sahip değil Vincenzo, Kore dizilerinin mafyaları bile farklı. Sanki kötü ve sert biri imajı çizmeye çalışan iyi ve hassas biriymiş gibi bir havası vardı. Hong Cha-Young karakterini bazı yerlerde abartı bulduğunu söylemeden edemeyeceğim. Umursamaz ve rakipleri ile alay etmeyi seven tiki kız imajı bazı sahnelerde olmasaydı büyük bir eksiklik hissetmezdik. Jang kardeşleri de pek sevemedim biraz yavan ve silik geldi. Özellikle Jang Jun-Woo karakterine ısınamadım sanki bir şeyler eksik gibiydi.

Dizi de kendilerinin siyasi, bürokratik, hukuki ve bir çok alandan yozlaşmış üst düzey yöneticilerini gözler önüne sermeleri konuya hareketlilik kazandırıyor. Kore genel olarak dizilerinde daha özgür. İzleyenler “Gerçek kurum ve kuruluşlar ile alakası yoktur” cümlesine ılımlı bakıyor olacak ki bizde olsa yer yerinden oynar denilebilecek karakterler çoğu dizide önemli yer alıyor hatta bazen dizinin konusu olabiliyor.

***Çok Önemli Not!***Kitlesel tepkiler, eleştiriler, övgü ya da sövgüler her zaman doğruyu yansıtmaz. Birçok insan hep bir ağızdan bir dizi, film ya da kitabı övdü ya da gömdü diye o işin gerçek karşılığının bu olduğu anlamına gelmez. İzlediğinizde ya da okuduğunuzda sizin de böyle hissedeceğiniz anlamına da gelmiyor. Kendi perspektifinize güvenin, bazen pek çok insanın alamadığı tadı, göremediği inceliği çok eleştirilen bir işten alabileceğimiz ihtimalini her zaman göz önünde tutmak gerekir. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir