SPACE SWEEPERS

Yönetmenliğini Jo Sung Hee’nin yaptığı Space Sweepers, dünyayı hep Amerikalıların kurtarmasından sıkılanlar için güzel bir alternatif. 🙂 Biraz da başkaları kurtarsın diyenler filmi izlemeye çekinmesin, bir çırpıda biten sıkmayan bir film. En son söyleyeceğimi ilk başta söyledim çünkü yazının bir kısmından sonra biraz spoiler vereceğim. Dikkat spoiler! yazısını gördüğünüz an durabilirsiniz. 🙂

Güney Kore yapımı Space Sweepers (Türkçe haliyle Uzay Süpürücüler), izleyenleri dünyanın yok olmaya gün saydığı 2092 yılına götürüyor. Kurgusal 2092 de güneşin hayatımızdaki o büyük etkisi artık neredeyse yok. Güneş olmadığı için elbette bir çok şey kötü etkilenmiş. Ormanlar yok, ormanlar olmadığı için oksijen de yok. Karanlık ve nefes almanın, beslenmenin çok zor olduğu bir dünya ile karşı karşıyayız.

Bu dönemde bilim insanları bir girişimde bulunarak yeni bir gezegende hayat kurma çalışmalarına başlamış ve uzayda hayat arayışına girmiş. Başarılı bir bilim insanının geliştirip kurduğu UTS Şirketi dünyadan ayrılıp, kendisine yeni yerleşkeler kurmuştur. Elbette bu yerleşkede herkes yok, kendince belirlediği kriterler ile James Sullivan yeni dünya düzeninde kimin hayatta kalıp kimin dünyada ölüme mahkum edileceğine karar veriyor.

Hikayemizin ana karakterleri Zafer isimli geminin mürettebatlarıdır. Uzaydaki çöpleri toplayarak para kazanmaya çalışan, UTS vatandaşlarına nazaran daha zor bir hayat yaşayan Kaptan Jang (Kim Tae-ri), Tiger Park (Seon-kyu Jin), Tae Ho (Song Joong-ki), Robot Buds ( Hae-Jin Yoo ) para kazanmak için her işi yapmaktadır. İş sırasında 7 yaşındaki küçük bir çocuk bulmaları ile sıradan hayatları birden hareketlenir. Çocuğu satarak para kazanmaya çalışırlar ama doğru olmayan gizlenen bir takım şeyler vardır. Değişim ve gizemli ilerleyiş başlar.

*Dikkat Spoiler Çıkabilir !*

Yeni Dünya

Ağaçların ve yenilebilir bitkilerin yok olması, hayat kaynağımız güneşin terk etmesi sonucu dünyanın her zaman olduğu gibi başı yine dertten kurtulmuyor lakin bu sefer biraz ciddi gibi. James Sullivan UTS şirketinin başkanı ve 152 yaşında olmasına rağmen maşallah hala genç bir görünüşe sahip. Dünyadan her anlamda umudunu kesmiştir ve dünyanın yok olduğu çoğu filmde karşımıza çıkan kötü karakterlerden pek bir farkı yok. Kendi her türlü naneyi yemiş olmasına rağmen kendisini masum görmektedir. Çocuk yaşta ailesini kaybetmiş ve soykırıma maruz kalmış olmasının faturasını tüm insanlara kesmiş. DNA incelemesi yaparak genlerinde kötülük, hırs, kibir gibi özellikler olmayan insanları uzaya götürüp yeni bir hayat sunmaya başlamış artık yetmeyince gözünü galaksimizin yükselen yıldızı Mars’a dikmiş ve orayı dünyanın eski güzel günlerindeki haline getirmiş.

Yaşanan adaletsizlik seçilmemiş, UTS vatandaşı olamamış insanların öfkelerine ve kaçak olarak yeni dünyaya ulaşma çabalarını elbette arttırmıştır. Tae Ho bir zamanlar UTS vatandaşı olarak askeri ekibe liderlik yapan, refah seviyesi yüksek bir hayat yaşayan biridir. Kaçak göçmenleri yakalama görevi sırasında gemide bir bebek bulur ve bebeği öldüremeyip yanına alır, zamanla bebekle olan bağı artar ve babalığın ne olduğunu tadar. Bebek Tae Ho’nun gemiye saldırısı sırasında meydana gelen patlamalar yüzünden işitme sıkıntısı yaşadığı için Tae Ho bu durumdan kendini sorumlu tutar ve görevini eskisi kadar iyi yapamayacak duruma gelir. Silahı eline her aldığında tereddüt ettiği için işinden kovulur. Kızı ile eskisine nazaran daha kötü şartlarda yaşarken, uzayda başı boş dolaşan bir uydunun çarpması sonucu yaşanan patlamada kızı uzaya savrulur. Kızını bulmak için paraya ihtiyacı vardır bu süreçte Kaptan Jang ve ekibiyle tanışır uzaydaki çöpleri toplayarak para kazanmaya başlar.

Kot Nim adındaki küçük kız hikayemizin ateşleyici unsuru. Küçükken sinir sistemi hastalığı yaşayan küçük kızın babasının yaptığı bir iğne sayesinde iyileşir. Bu iğne sayesinde sevimli ufaklık artık hem UTS için hem de dünyanın hayatta kalması için önemli bir güce sahiptir. Kurumuş bir bitkiyi yeniden canlandırabilecek yetenekleri olan Kot Nim Mars’ın yaşanabilir hale gelmesi için UTS tarafından kullanılmış ve artık UTS’nin işine yaramadığı için ortadan kalkması gerekmektedir. UTS’nin elinden kaçan Kot Nim Zafer gemisine saklanır ve ekiple tanışır. Kot Nim’i başta robot ve tehlikeli zanneden ekip onu yüksek bir fiyata satmaya çalışırken UTS tarafından saldırıya uğrarlar. Yaşanan olaylar Kot Nim ile ekibin yakınlaşmasını ve Kot Nim hakkında gerçeklerin öğrenilmesini sağlar.

Kot Nim’in dünyanın tek umudu olduğunu öğrenen ekip onu korumak ve dünyaya götürmek için mücadele eder ama ortada hidrojen bombası vardır. Kot Nim ve haliyle dünyanın hayatta kalması için bombadan 5000 km uzakta olmaları gerekmektedir. Zafer ekibi insan neslinin devamı için dünyayı ve Kot Nim’i yok etmek isteyen UTS’den Kot Nim’i kaçırırlar. Aksiyon içeren sahneler tam da bu kısımı kapsamaktadır. Aksiyon dedik ama pek büyük beklentiniz de olmasın.

Buraya kadar çoğu şey normal bir seyirde ilerliyor diye saçma gelen kısımlar yok sanmayın elbette var. 🙂 Sullivan beyin kin ve kötülük yapma isteğinin itici gücü artık alıştığımız bir bakış açısı ona pek diyecek bir şey yok. Alıştık artık zamanında insanlar kendine yardım etmedi diye insanlığı yok etmeyi isteyen tiplere. Hikaye sıkıcı değil ama uzun bir süre Kot Nim’in kaçırılması, ekip tarafından kurtarılması ve ekibin Kot Nim’e alışmasını izliyoruz. Komik olmayan espriler var belki Kore’de komiktir ama bize pek komik gelmedi. Bazı aksiyon sahneleri Justice League’i hatırlattı Batman sahnelerindeki tek tek saldıralım ki dayak yiyelim olayı bu filmde de var. Kore filmi olmasına rağmen bazı sahnelerde dünya haritasında sadece Amerika kıtasının gösterilmesi de bence enteresan. Lakin en enteresan kısım bomba muhabbeti, Kot Nim ile hidrojen bombasının arasında 5000 km olması lazım ki Kot Nim yaşasın da dünya kurtulsun hatta bu yüzden Zafer gemisi bombayı alıp kaçıyor ki biz ölelim ama Kot Nim yaşasın ve dünyayı kurtarsın ama arada 5000 km olmasına rağmen Kot Nim bir uzay gemisinin penceresinden bakarak evet yanlış okumadınız sadece pencereden bakarak 5000 km uzaklıktaki Zafer gemisini görüyor ve geminin etrafını nanobotlar ile sararak ekibi kurtarıyor. Hani bu kız 5000 km ötesinde bomba ile irtibat kuramıyordu, madem kız 5000 km de bomba ile irtibat kurabiliyor bu bomba kızı neden etkilemiyor. 🙂

İçinde gariplikler barındırsa bile filmdeki efektlerin güzelliğine değinmeden edemeyeceğim. En baba Marvel Dc filmleri ile yarışacak kadar güzeller. Daha önce Güney Kore dizisi izlemişseniz dizilerinde bile efektlere ve görsellerin güzelliğine ne kadar önem verdiklerini görmüşsünüzdür. Velhasıl Kelam film izlenir.

***Çok Önemli Not !!!***  Kitlesel tepkiler, eleştiriler, övgü ya da sövgüler her zaman doğruyu yansıtmaz. Birçok insan hep bir ağızdan bir dizi, film ya da kitabı övdü ya da gömdü diye o işin gerçek karşılığının bu olduğu anlamına gelmez. İzlediğinizde ya da okuduğunuzda sizin de böyle hissedeceğiniz anlamına da gelmiyor. Kendi perspektifinize güvenin, bazen pek çok insanın alamadığı tadı, göremediği inceliği çok eleştirilen bir işten alabileceğimiz ihtimalini her zaman göz önünde tutmak gerekir. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir